zamanı hissetmiyorum annecim...

sony cyber-shot DSC-W100

birbirini ağırlayanların dünyasında yine bana ayrılan boşlukları doldurdum annecim ve bugün itibariyle bir dergi daha tamamlanmış oldu.

erken ciktim annecim, gazetede araç beklemeden bir otobuse atladım ve yol boyunca değiştirmek istediğin yemek masasını ve sandalyelerini düşündüm. kendi kafamda sana yenilerini aldım, sonra banyodaki lavabonun küçük olduğundan şikayet eden babamın sesi geldi kulağıma. bir de banyo için lavabo düşündüm. sonra aklımdan geçenleri senin de beğenmeni diledim. bugün koçtaş'taydım annecim hiçbir sey almadım ama içimden geçenlerin hepsi senin içindi... çok yakında oradayım, hem özlem hem de surpriz doluyum...

düşündüm de, bir buçuk yıldır maaşlarımız neredeyse üç ay geriden ve düzensiz ödeniyor. çoğu zaman uyumam gereken saatlerde freelance işler yaparak bu saçma sapan durumun yarattığı maddi sıkıntıyı ortadan kaldırmaya çalışırken, narin bedenimin verdiği sinyalleri umursamadan cebimde uçuk kremleri çalışmaya devam ediyorum... çok yoruldum be annecim, bıçak kemiğe dayandı ama etrafımdaki insanların güzelliği, bay T'nin sonsuz nezaketi beni derin derin düşündürmekte... 8 yıl olmuş be güzel annecim, çoğu ailemden biri oluvermiş ben o geçen yılları hissetmezken...



Antalya / Temmuz 2009

5 yorum:

  1. gece gec yatmışlığımın intikamını; sabah,yeni dogan gune, annemin:
    "bunca yillik egitimciyim herkezin cocugunu egittim, bi bu cocugu egitemedim"sozleriyle buruk merhabalar dedim.
    gunun ilk eylemi olarak annemin ricasiyla... eve ekmek almak, copu dokmek, kahvaltidan once icilmis uzun samsun kadar agir gelirdi bana.
    oglen vakti onun yaptigi asureleri komsulara dagitma gorevi,her a sosyal komsu sevmeyen ergen birey gibi,ben tarafindan itirazla karsilanir,uzak mesafeden atilan anne terligini kivrak bi kafa harektiyle savusturduktan sonra asure dagitim surecine hizli bi sekilde gecilirdi.
    annenim en coskun oldugu saatler olan ikindi vakitlerin de, "tursu kurulacak " sozlerinin arkasindan,pazara gitmek,bilmem kac ton minik salataliklari eve tasimak ise,en asli gorevimdi.
    ama benim en mutlu oldugum bi an vardi.o da; annemin butun aileyi biraya toplayip bize cay demledigi,
    andi.
    sonrasinda herkez odasina cekilir, kulagina usulca gelen sese kulak verirdi...bu ses kibariye nin sesiydi..." eller kadir kiymet bilmiyor,senin kadar kimse sevmiyor anne"

    YanıtlaSil
  2. Bu sıkıntıların bir kısmına da olsa tanıklık ettiğimden, sana, hepinize hak veriyorum kuzum... Eminim ki tekrar annenin yanında olmak sana çoook iyi gelecek...Git, yenilen, huzur ve mutluluk depola minik bedenine ve yine geri gel, biz seni bekliyor olacağız :*

    YanıtlaSil
  3. Meralcim, yazını okurken kendi dergicilik günlerim geldi aklıma. Aynı uzun çalışma saatleri, bir türlü hesaba yatamayan (5 ay maaş almadan çalıştığımı bilirim) maaşlar ama bir türlü kopulamayan o güzel ortam ve insanlar. Dergi matbaadan eline geldiğinde hissettiğin o gurur dolu mutluluk...
    Benim kopmam için oğlumun artık bana çok ihtiyaç duyduğu bir yaşa gelmesi ve çalıştığım dergi grubunun evimden neredeyse bir şehir uzaklığında mesafeye taşınması gerekti. Onun dışında başka bir iş yapmayı asla düşünmedim. Tüm zorluklarına rağmen dünyanın en keyifli işlerinden birini yaptığını unutma:) sevgiler...

    YanıtlaSil
  4. sıkıntılar seni terk etse, maaşlar şöyle 1-2 gün erken yatsa annecinin her an yanında olsan hep mutlu olsan :)

    YanıtlaSil
  5. o kadar içli ve güzel yazmışsın ki, seni ve anneni hiç görmediğim halde birbirinizi ne kadar özlediğinizi hissettim.
    belki de aynı duygular içinde olduğum içindir. annemi çok özledim.

    ayrıca senin kadar yetenekli ve özgün bir sanatçı bir gün karşılığını tam olarak alacaktır.

    YanıtlaSil